4 Temmuz 2022 Pazartesi

Türk İşi Suşi: Kolay suşi tarifi

Herkese merhabalar,


Yıllaaar yıllar önce 1 yıla yakın süre Japonya’da yaşadığımdan bahsetmiş miydim hiç? Ya Japon yemeklerine bayıldığımdan? Türkiye’de iyi restoranlarda ne yazık ki çok pahalıya patlıyor Japon yemekleri. Nadiren de olsa kendinize bir hediye vermek isterseniz 4. Levent İş Kuleleri’nin giriş katında bulunan Itsumi ve Akatlar’daki Miyabi bence çok güzel suşi yapan iki restoran. “O kadar masrafa gerek yok ama yine de suşi yemek istiyorum” diyenlerdenseniz gelin size Türkiye’de nispeten kısıtlı imkanlarla nasıl Türk işi suşi yapabileceğinizi göstereyim. 


Türk İşi Suşi: Kolay suşi tarifi

Ben oğlum da çok sevdiği için sık sık yapıyorum. Yapıp sınıfta öğrencilerime sunduğumda, onlar da beğeniyorlar. Bu arada Türk işi dememin sebebi pişmiş balık kullanıyor olmam. Oğlum küçük olduğu için ve çiğ balığa Türkiye’de güvenemediğim için pişmiş somon ya da nadiren konserve ton balığı kullanarak yapıyorum. (Yoksa çiğ balığın lezzetine şahsen bayılıyorum.) Aşağıdaki tarifimi tek ölçek (1 su bardağı gibi düşünebilirsiniz.) olarak vereceğim. İlk yapışınızda tek ölçek denemeniz iyi olabilir. Ben genelde büyük kupayla iki ölçek yapıyorum. Diğer malzemeleri aynı oranda değiştiriyorum. 


Türk İşi Suşi: Kolay suşi tarifi

Malzemeler:

1 ölçek pirinç

1 + 1/4 ölçek soğuk su


2-3 yemek kaşığı sirke

1 çay kaşığı tuz

1 tatlı kaşığı şeker


Yaprak yosun


Somon

Salatalık

Havuç

Avokado

Ton balığı 

Füme balıklar

Karides
Yengeç surimi


Pirinç olarak ben evde ne varsa onu kullanıyorum açıkçası. Genelde baldo oluyor. Japon pirinci ile daha güzel oluyor tabi ama bence şart değil. Yaprak yosunu 50’li “Kaitayuya Sushi Nori” alıyorum. Çok uzun süre gidiyor. Ama alırken tarihine dikkat edin de en az 1 yıl olsun. Çok tüketeceğinizden emin değilseniz ilk etapta 10’lu alıp deneyebilirsiniz. Sirke olarak ideali pirinç sirkesi. Ama evdeki elma ve üzüm sirkeleri ile de yaptım. Çok da fark edilmiyor ahali tarafından. Şeker yerine de hurma suyu kullanıyorum. Dilediğiniz tatlandırıcıyı kullanabilirsiniz bence. İçi için ilk 4 malzeme benim en sık kullandıklarım. Somonu fırında 25dk kadar pişirip hazırlıyorum. 


Türk İşi Suşi: Kolay suşi tarifi


Suşimizi yapmak için önce Japon pilavı yapıyoruz. Bunun için pirinci kırmadan bol suda beyaz suyu akana kadar iyice yıkıyoruz. Sonra tencereye soğuk su ile alıp kapağını kapıyoruz. Kaynayana kadar hızlı, kaynadıktan sonra en kısık ateşte 20dk pişiriyoruz. Benim tecrübem hep 20dk’da piştiği yönünde. Siz isterseniz 15. dakikada hızlıca bir kontrol edin. Suyu bitene kadar pişmesi gerek. Suyu bitince kapağını açmadan en az 20dk demlendiriyoruz. Tüm bu süreçte kapağını mümkün olduğunca açmamaya çalışın ki buharı kaçmasın. Bu önemli. 


Türk İşi Suşi: Kolay suşi tarifi


Pilav dinlenirken sirke, tuz ve şeker karışımını cezvede kaynatmadan, sadece hepsi eriyip homojen olana kadar karıştırıyoruz. Yine pilavımız demlenene kadar kullanacağımız iç malzemeleri hazırlıyoruz. Avokado kullanacaksanız en son dilimleyin ki kararmasın. 


Türk İşi Suşi: Kolay suşi tarifi

Pilavımız dinlenip hafif soğuyunca geniş bir kaba alıp (ben genelde büyük yuvarlak borcam kullanıyorum) üstüne sirkeli karışımımızı döküp ezmeden tahta kaşıkla karıştırıyoruz. Sonrası sırayla nori (yani yaprak yosun), pilav, iç malzeme, sarma ve kesme. Sarma işini düzgün olsun diye bambu servis altları ile de yapabilirsiniz ama benim evimde hiçbir zaman olmadı onlardan ve gerek de duymadım. Elimle sıkıca sarmam yetiyor. Sararken uç kısmını hafifçe parmağınızı ıslatıp nemlendirirseniz daha iyi yapışır. Dilimlerken de en önemli husus keskin bir bıçak kullanmak ve bıçağı sık sık ıslatmak. Ben bir bardağa su koyup bıçağı onun içine sokup çıkarıyorum. Dilimlerken iki baştaki dilim güzel görünmüyor. Onlar usta payı ;) atın ağzınıza gitsin 😋


Türk İşi Suşi: Kolay suşi tarifi

Türk İşi Suşi: Kolay suşi tarifi

Türk İşi Suşi: Kolay suşi tarifi

Türk İşi Suşi: Kolay suşi tarifi

Türk İşi Suşi: Kolay suşi tarifi

Unutmayın, bu bir mükemmel suşi tarifi değil, lezzetli ve nori dışında evinizdeki malzemelerle yapabileceğiniz kolay bir suşi tarifi. Umarım dener ve beğenirsiniz. Güzel yorumlarınızı bekliyorum. 


Sevgilerimle,

E. 

30 Haziran 2022 Perşembe

En Kolay Nail Art: Çatlayan Oje - (Rival de Loop Young - Cracking Nails #2 Eldorado)



Herkese merhaba,

Blogum bir nail art blogu olarak hayat bulup sonradan değişen şartlar neticesinde daha çok benim canımın istediği hemen her şeyi paylaşabileceğim bir bloga dönüştü. Yazmak bana iyi geliyor. Hele yorum da gelirse tadından yenmiyor. Gelmezse de “canlar sağolsun” deyip devam ediyorum. Düzenli yazamasam da yazmak istediğimde yazabileceğim bir platformumun olması beni mutlu ediyor. Takipte kalır ve arada yorumlarınızı benden esirgemezseniz mutlu olurum. 


Gebelik, emzirme, sonra ikinci bebek vs derken uzun zamandır bırakın nail art yapmayı, oje bile sürmemiştim zavallı tırnaklarıma. Sonunda sürdüğümde de nail art için vaktim olmasa da bir hareketlilik katmak istedim. Bunun için, yıllar önce aldığım ve hiç sürme fırsatı bulamadığım çatlayan ojemi denedim. Ve sonucu sizlerle paylaşmak istedim. 



Taban rengi olarak Flormar klasik seriden muhteşem bir mavi kullandım. (Aslında onun da fotoğrafını çektim ama bu kısa ve bakımsız kalmış tırnaklarımla paylaşıp harcamak istemedim. O ojeyi daha sonra mutlaka paylaşacağım.) Ve hatta sade haliyle birkaç gün kullandım. Uçlardan yıpranmaya başladığında da çatlayan ojemi sürdüm. 



Ojeyi uygulamak çok kolay. Hızlı bir şekilde, tek kat olarak sürüyorsunuz. O kururken çatlayıp hem uçlardan yıpranmış ojelerinizin  ömrünü uzatıyor hem de tırnaklarınıza zahmetsiz ve farklı bir hava katıyor. Kuruduktan sonra da bir topcoat, tamam 👌🏻 



Ben ojemi Rossmann’dan almıştım ama sanırım artık satışta değil ya da stoklarında yok. Çatlayan oje olarak google’da aratıp farklı markaların ürünlerine ulaşabilirsiniz diye düşünüyorum. Denemeye değer bence. 


Daha çok oje, daha çok nail art paylaşabilmek ümidiyle 🤞🏻 


Sevgilerimle,

Alice

27 Haziran 2022 Pazartesi

Bebekle / Çocukla Uçak Yolculuğu

Herkese merhabalar,


Yeni evlilere ya da bebek bekleyen annelere “Şimdi gez gezebildiğin kadar, çocuk olunca biraz zor gezersin.” dendiğine çok tanık oldum. 5 yıldan fazladır anneyim ve bunu diyen kişilerin denemekten korkan kişiler olduğunu düşünüyorum. Tamam anneliğimin ilk ayında bırakın evden çıkmayı, yatak odasından salona gidememiş olabilirim. (Emzirme işini oturtana kadar bir süre zor zamanlar geçirdim.) Ama sonrasında ilki 5 aylıkken olmak üzere oğlum Barış ile sayısını bilmediğim kadar çok defa uçak yolculuğu yaptım. Minik yavrum Göksu pandeminin ortasına doğduğu için onunla ne yazık ki uçakla henüz hiç yolculuk yapamadık.  En son 2 yıl önce, pandemi Türkiye’ye gelmeden ve ülkelerarası sınırlar keapanmadan tam 1 ay önce Londra seyahatimizden dönmüşüz. Artık yolculuğa o kadar çok özlem duyuyorum ki kelimeler kifayetsiz. Bu sebeple, o günden birkaç da fotoğraf paylaşarak sizlere kendi oğlumla yaptığım uçak yolculuklarındaki tecrübelerime dayanarak birkaç öneride bulunmak istiyorum. 


Bebekle / Çocukla Uçak Yolculuğu

1.Bilgilendirin. İnsanlar bilmedikleri şeylerden korkarlar. Buna bebek ve çocuklar da dahil. Bebeğiniz kaç aylık ya da kaç yaşında olursa olsun ona mutlaka yaşına uygun derecede bilgi verin. 5 aylıkken ilk kez uçağa bindiğimizde oğluma “Biraz sonra uçak vuuu yapacak ve bööyle uçacak” diye komikleştirerek anlatmıştım ki korkmasın. İleriki yaşlar için daha detaylı ve sürece dair bilgiler verebilirsiniz önceden. Bunun için harika kitaplar var. Barış Tübitak Yayınları’nın Uçakta kitabını ve İş Bankası Kültür Yayınları’nın Havalimanında Bir Gün kitabını çok seviyor.  Bunlar dışında piyasada çok çeşitli kitaplar da var. İnceleyerek beğendiğinizi alabilirsiniz. 


Bebekle / Çocukla Uçak Yolculuğu


2.Besleyin. Emzirin ya da daha büyük çocuklar için yanınızda mutlaka yiyecek birşeyler bulundurun. İniş ve kalkışlarda mutlaka emmesini ya da getirdiğiniz yiyecekleri yemelerini sağlayın. Bu çene hareketi kulaklarına gelecek basıncı azaltacaktır. Böylece çocuğunuz daha az acı çekecek ve daha az ağlayacaktır. Daha rahat emzirebilmek için önceden checkin yapıp cam kenarı almaya dikkat ederseniz bir emzirme örtüsü ya da büyükçe bir şalla çok rahat emzirebilirsiniz. Özellikle emzirince uyuyan bir bebeğiniz varsa ve uçuş saatlerini onun uyku saatine denk getirirseniz yol boyunca mışıl mışıl uyuyabilir minik yolcunuz. 


Bebekle / Çocukla Uçak Yolculuğu

3.Eğlenceli hale getirin. Bebekler için olmasa da oynayabilecek yaşa gelince uçak içinde çocuğunuzu eğlendireceğini düşündüğünüz şeyler alın yanınıza. Bunlar küçük arabalar, oyuncak bebekler, minik karakterler, boyama ve okuma kitapları vb olabilir. Hatta çocuğunuzun ilk kez uçakta göreceği minik hediyeler alıp sürpriz de yapabilirsiniz. Uçak yolculukları sıkıcı olmak zorunda değil. 


Bebekle / Çocukla Uçak Yolculuğu

4.Endişelenmeyin. Çocuğunuz sizin endişenizi hisseder. Siz ne kadar pozitif olursanız o da uçmayı o kadar sevecektir. Ama bazen ne yaparsanız yapın uçuşta ağlar o çocuk. Belki içerideki koku onu rahatsız etmiştir, belki burnu  tıkalıdır, belki biryeri ağrıyordur, belki beklediğinden uzun bir yolculuk olmuştur ve gerçekten çok sıkılmıştır. Unutmayın, çocuk bu. Ağlaması çok normal. Onu mümkün olduğunca sakinleştirmeye çalışın ve diğer yolcuların ne düşündüğünü umursamayın. Bunu söylerken tabi ki kaba olun demek istemiyorum. Söylemek istediğim şey şu ki bir iki saat sonra sizi tanımayacak ve hatırlamayacak başkaları yüksek sese kızacak diye değil, çocuğunuz için endişelendiğiniz için onu sakinleştirmeye çalışın. Öyle anlarda emzirmek benim işimi hep en kolaylaştıran şey oldu. 


Demem o ki gezmek, seyahat etmek güzel şey. Çocuğunuz olduğu için kesinlikle eve kapanmak zorunda değilsiniz. Biz her seyahatimizde Barış’ın normalde öğreneceğinden çok daha fazla şey öğrendiğine ve tecrübe edindiğine tanık olduk. Ve anne olarak değişiklik bana da her zaman çok iyi geldi. Korkmayın ve o çok istediğiniz yere gitmek için o uçağa binin. Bunların dışında önerileri olanları da yorumlarda veya instagramda sohbete davet ediyorum. 


Sevgilerimle,

Alice

9 Ağustos 2021 Pazartesi

Ana okulu / Kreş seçerken dikkat edilmesi gerekenler


Herkese merhabalar,

Ben oğlum Barış 10 aylıkken çalışmaya başladım. Çok şanslıydım ki annem oğluma bakmak için uzun süre bizde kalmayı, babam da annemsiz kalmayı kabul etti ve yaklaşık 2 yıl oğlum evde bakıldı. Haklarını zaten beni bugünlere getirdikleri için ödeyemeceğim canım ailem, oğlumun da iyiliği için ellerinden gelen her şeyi yaptılar. Ancak Barış 3 yaşına yaklaşırken artık okula gitmesine ve buna artık hazır olduğuna karar verdik.

Okula gitmesine karar verdiğimiz noktada bir yandan yakın çevredeki okulları araştırırken, bir yandan da kendimce bir kriter listesi oluşturmaya başladım. Kapsamlı bir liste bulamadığım için birçok yazı okuyup kendimce detaylı bir liste oluşturdum. Anaokulu / kreş seçerken sizlere de fikir vermesi açısından bu listemi de blogumda paylaşmaya karar verdim.   


Ben araştırdıklarıma dayanarak aşağıdaki gibi bir liste oluşturdum. Bu arada bunların hepsi mutlaka olması gerekenler değil, üstünde düşünülmüş olması gereken şeyler bence. Örneğin benim için okulda şekerli yiyecekler olmaması çok önemliyken, kimi aileler bunu o kadar önemsemeyebilir. Ben kimilerinde parantez içinde kendi fikrimi yazmaya çalışacağım.)

  • Öğretmenlerin eğitim durumu nedir? (Okul öncesi öğretmenliği ya da Çocuk gelişimi mezunu mu?)
  • Okuldaki İngilizce ağırlığı nasıl? İngilizce öğretmeni kim? (Bence önemli)
  • Sınıf mevcutları nedir? Her sınıfta kaç öğretmen ve yardımcı öğretmen bulunuyor?
  • Ders programı/Günlük akış nasıl?
  • Yemek menüsü nasıl? Şekerli yiyecekler, paketli gıdalar var mı? Tabaklar nasıl? (Plastik olmasın) Yiyecekleri nereden temin ediyorlar? Catering mi getiriyor? Okulda mı pişiriliyor? Sabahları yumurta var mı?
  • Okulda merdiven çok mu? Güvenli mi?
  • Eğitim felsefesi ne? Örneğin, Montessori (pembe kule vs), Reggio emilio (ışıklı masa, aynalar, vs), Waldorf (ahşap bebekler, materyaller, vs) gibi felsefeleri benimsiyorlar mı? Okuldaki materyal ve koşullar bu felsefeyi destekliyor mu? (Kimi okullarda benimsediklerini söyledikleri felsefenin materyalleri bile olmuyormuş. Onun için okulları dolaşırken bunlara dikkat etmek isteyebilirsiniz.)
  • Uyku saati/odası var mı? Çarşaf evden mi getiriliyor? Kaç kişi aynı odada uyuyor? (Ben uyku saati olmayan bir okula vermiştim oğlumu.)
  • Okul ve sınıflarda havalandırma yeterince sağlanıyor mu? Nasıl ve ne sıklıkla havalandırılıyor? (Özellikle pandemi döneminden sonra artık bu çok daha iyi anlaşılıyor sanırım.)
  • Bahçe geniş mi? Her gün (kar yağmur demeden) çocukları bahçeye çıkarıyorlar mı? (Bence çıkarılmalı.)
  • Materyaller plastik ağırlıklı mı? Yoksa ahşap mı? 
  • Tuvaletleri nasıl? Kim götürüyor çocukları tuvalete? Kız erkek wc ayrı mı? Çoklu kullanılabilen tuvaletlerde klozet araları paravanla ayrılmış mı? Lavabo mesafesi çocukların boyuna uygun mu? (Bu konuda seçtiğimiz okul benim fikrimi değiştirmişti. Önemli olan okuldaki kişilerin bu konu üzerinde düşünmüş ve en doğrusunu yaptıklarına sizi inandırabilmiş olmaları bence. Bu konuda farklı görüşler var çünkü.)
  • Veli ile iletişim ne şekilde ve ne sıklıkla sağlanıyor? İletişim kişisi kim?
  • Sınıflarda tv/ekran kullanımı var mı? 
  • Alıştırma sürecini nasıl yönetiyorlar? (Bu çok çok önemli bence. Kesinlikle daha kayıt öncesinde konuşulmalı.)
  • Dışarda hazırlanmış/velilerin getirdiği gıdalar kabul ediliyor mu? (Doğum günlerinde vs) (Bence edilmemeli. Bizim okulumuzda malzeme götürülüyor, okulda öğrencilerle birlikte doğum günü keki pişiriyorlar. Dışarıdan süslü pastalar getirilmiyor.)
  • Yılsonu gösterisi yapıyorlar mı? (Biliyorum çok güzel görünüyorlar sahnede ama bir gösteri sahneye koyabilmek için çok uğraşmaları gerekiyor ve strese giriyorlar ence. O yüzden ben gösteri olmamasını tercih ediyorum.)
  • Aşısız çocuk var mı? (Pandemi sürecinde ailesinde covid aşısı olmayan var mı diye bile sorulsa yeri bence. Aşısız bir çocukla çocuğumun aynı sınıfta olmasını istemezdim.)
  • Çocuklar okul dışı gezilere gidiyorar mı? Hangi araçlarla gidiyorlar? Kaç çocukla kaç öğretmen gidiyor? Ne sıklıkla gezi oluyor?
  • Yaşadığınız bölgeye okul servisi var mı?
  • Ücretleri nasıl? Kırtasiye vb. ek ödemeler var mı?

Tabi tüm bunların yanında eğer o okula çocuğunu gönderen velilerin yorumlarını da dinleyebiliyorsanız harika olur. En iyi fikri onlar vereceklerdir çünkü.

Ayrıca 2021 yılında ana okukuna/kreşe başlayacak çocuklar için bir de ve hatta belki de en önemli kriter okulda alınan covid-19 önlemleri ile ilgili olacaktır. Okul ve materyaller ne şekilde ve ne sıklıkla dezenfekte ediliyor mesela?

Barış geçen yıl çok sevdiğimiz, içimize sinen bir anaokuluna devam etti. Tabi ki covid-19 sebebiyle ancak Mart ayına kadar gidebildi. Bu yıl için de aynı okula devam edecekti ancak bu yıl evde bir de yenidoğanımız olduğu için, ben evde olacağım ve çalışmayacağım için, korona dışında diğer bulaşıcı hastalıkların eve gelmesi de miniğimiz için risk oluşturacağı için ve Barış'ın kendisini evden uzaklaştırılmış hissetmesini istemediğimiz için ilk dönem okula göndermeme kararı almıştık. 2021 Mart ayı itibariyle yeniden başladı ve oldukça memnunuz. Önümüzdeki yıl da aynı okulda devam edecek bir aksilik olmazsa.

Bugünlük benden bu kadar. Eğer listeye eklemek istediğiniz başka kriterler de varsa yorumlarda paylaşabilirseniz çok sevinirim. 

Peki siz bu yıl ya da önümüzdeki yıl çocuklarınızı anaokuluna/kreşe gönderiyor musunuz?

Sevgilerimle,
Alice

2 Mayıs 2021 Pazar

Rafine şekersiz, glutensiz bebek keki (+9 ay): Kuru fasülyeli topkek - Mutlaka deneyin!

Herkese merhaba,

Günlerdir blogumda yazmayı düşündüğüm birçok yazı var ama bugün bu keki yaptığımda mutlaka herkesle paylaşmam gerektiğini düşündüm. O yüzden bir tarifle çıktım karşınıza bu defa. Başlıkta “bebek keki” yazdım ama eminim herkes çok sevecek. 



Tarifin orijinali Huzurlu Mutfak’a aitmiş sanırım. Ben Kevser’in Mutfağı versiyonundan esinlenerek bebeğime uygun hale getirdim. Aşağıda vereceğim tarifi ile +9 aylık bebek için uygun. En kısa zamanda tam yumurta ile, kakaolu, tahinli ve daha büyük miktarda yapmayı düşünüyorum. Her türlü çok lezzetli olacağını düşünüyorum. 



Malzemeler:

1 yumurta sarısı

3 yemek kaşığı keçi boynuzu özü 

1-2 yemek kaşığı zeytinyağı

2 tatlı kaşığı keçi boynuzu unu

1 su bardağı iyice haşlanmış, robottan çekilmiş kuru fasülye

Çay kaşığının ucuyla karbonat


Yapılışı:

Fırın 180 dereceye ısıtılır. 

Yumurta sarısı ile keçi boynuzu özü çırpılır. 

Sırayla diğer malzemeler eklenir ve karıştırılıp minik muffin kalıplarına paylaştırılır. 

Yaklaşık 30-40 dk pişirilir. (Bu süre fırınınıza bağlı olarak değişebilir.)



Bebeğiniz varsa bunu, yoksa bahsettiğim diğer versiyonlarını mutlaka deneyin diyorum. Şeker yerine keçi boynuzu özü gayet güzel oldu bence. Ben özellikle 4 yıldır mümkün olduğunca uzak durmaya çalışıyorum şekerden. Size de tavsiye ediyorum. 


Deneyenlerin şimdiden ellerine sağlık. 


Sevgilerimle,

Alice

2 Şubat 2021 Salı

AŞAĞI BAKMAYACAĞIZ

 #kayyumrektöristemiyoruz #kabuletmiyoruzvazgeçmiyoruz #aşağıbakmayacağız 


Herkese merhaba,


İlk kez blogumda böyle bir yazı yazıyorum. 1 aydır ve özellikle Kara Pazartesi olarak Boğaziçi Üniversitesi tarihine geçmiş olan dünkü olaylar karşısında kayıtsız kalamıyorum. Tarih zaten unutmayacak ama blogumda da izi kalsın istiyorum. Boğaziçi Üniversitesi Direnişini konuşalım istiyorum. 



Boğaziçi Üniversitesi mezunuyum ben. Çok uzun yıllardır içindeyken kendimi her zaman en güvende hissettiğim yer oldu kampüsüm  benim için. Yani aslında çok çok derinden hissediyorum tüm olayları. Ama şu an iki çocuğu olan bir anne olarak yazıyorum bu satırlarımı. Çünkü çocuklarımın bu ülkedeki geleceği hakkında, bu ülkenin tüm çocuklarının geleceği hakkında büyük endişe duyuyorum. 


Öncelikle birkaç noktayı netleştirelim. 

Benim tanıdığım Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi aklıselimdir. Bilimin peşindedir. Adalet ister. Özgürlük ister. Demokratiktir. Hakkını arar ve iletişim kurarak alır hakkını. Şiddet bilmez. Barışcıldır. Barışı, farklılıklara saygıyı benimser her zaman. Öyle sanıldığı gibi elit, ulaşılması imkansız bir yer falan da değildir. Bir devlet üniversitesidir. Sadece bursuyla geçinmeye çalışan çok öğrenci vardır. Ve ülkenin her yerinden gelir öğrencileri. Parasını verip değil, puanını alıp gelir. Çalışkandır. İnatçıdır.


Boğaziçi Üniversitesi’nde kurumun temel ilkelerine her zaman bağlı kalınmıştır. Boğaziçi Üniversitesi’nde her şeyin öğrenci için olduğu bilinci vardır. Boğaziçi Üniversitesi kampüsünde polisin yeri yoktur. Darbe dönemleri dahil, polis hiç girmemiştir. Çünkü gerekmez. Çünkü Boğaziçi Üniversitesi rektörleri buna her zaman engel olmuştur. Çünkü bilimin yuvasında, bir okulda polisin işi ne? Öyle değil mi?



Normalde rektör atamaları nasıl oluyordu? 

Normalde belli sayıda aday belirlenir, öğretim üyeleri de kendi aralarında seçim yapar. En çok oy alan 3 adayın ismi cumhurbaşkanına gider ve cumhurbaşkanı bu üç adaydan birini -genellikle birinciyi- atar. Boğaziçi Üniversitesi seçimi öylesine önemsemiştir ki atanan kişi 2. ya da 3. sırada seçilen kişi ise Boğaziçi geleneklerine göre istifa eder ki seçimle birinci olarak kazanan rektör atansın.


Peki 2 Ocak 2021’de Melih Bulu’nun atanması ile ne oldu? 

Üniversitenin özerk yapısı hiçe sayıldı. 

Seçim sistemi yok edilmiş oldu. 

Öğretim üyelerinin üniversitenin işleyişine dahil olma hakkı elinden alınmış oldu. 

Bir bilim, bir eğitim kurumu kayyum marifetiyle kontrol altına alınmaya çalışıldı. 

Üniversitenin işleyişini bilmeyen, kurumda öğretim üyesi ol(a?)mamış birisi tepeden inme kayyum olarak gönderilmiş oldu. 

Ve bu kişi kurumu o kadar tanımamış ki, polisi kampüse soktu.


Peki şimdi neler oluyor?

1 aydır her gün öğretim üyeleri kar yağmur demeden rektörlük binasına sırtını dönüp eylemlerini sürdürüyor. 

1 aydır her gün öğrenciler toplanıp danslarla, posterlerle ve sosyal medyada eylemlerini sürdürüyor. 

1 aydır sivil polisler kampüsü ve semti abluka altına almış durumda. 

Pırıl pırıl gençler barışçıl eylemlerinde şiddet görüyor ve gözaltına alınıyor. 



Melih Bulu’nun kişisel ya da akademik başarı ya da başarısızlıkları ile ilgili değil bu durum. Bu isyan rektörlük seçim sisteminin ve üniversitelerin özerk yapısının ortadan kaldırılması ile ilgili. Olay sadece Melih Bulu’nun istifa etmesi değil. O istifa etse ve yerine yine tepeden başka biri atansa yine sorun devam ediyor olacak. Melih Bulu daha fazla kara leke bırakmadan istifa etmeli ve rektör seçim ile belirlenmelidir. 


Üniversitelerin özerk olması neden gerekli?

Üniversitede bilim yapılır. Devlet tarafından fonlanıyor olsa bile kontrol ya da manipüle edilemez. Edilirse bilim üretilemez. Amaç zaten eğitimi köreltmek ve yok etmekse çok başarılı bir adım. Bravo. Ama bilim üretmeyen toplumlar yok olmaya mahkumdur. Yok olmak isteyen var mı?


Peki 1 Şubat 2021’de ne oldu?





Olay öyle bir boyuta geldi ki saçma sapan şeyler olmaya başladı. 

Okulun kendi içinde çözebileceği küçük sorunlar (sergi olayı) sivil polisler yüzünden büyümeye başladı. 

Gencecik çocuklar sadece basın açıklaması yapmak için toplanacakken topluca göz altına alınmaya başladı. 

Öğrenciler kampüse hapsedildiler. 

Keskin nişancılar okulun kapısını gören bir binanın çatısına yerleştirildiler. Keskin nişancılar!



Kalen tutan parmaklara karşı keskin nişancılar ve sopalı güvenlik görevlileri!


Boğaziçi Direnişi neden bu kadar önemli? 

Boğaziçi Üniversitesi’nde vuku bulmakla birlikte bu olay tüm Türkiye’nin geleceğini etkileyecek tarihi bir olaydır.  Rektörlerin, üniversite paydaşlarının hiçbir katılımı olmadan tepeden atanması gelişmiş ülkelerde/başarılı üniversitelerde görülen bir uygulama değildir. Bu atamayı kabul etmek bundan sonra ülkedeki tüm üniversitelere tepeden kayyum atanacak demek. Bu atamayı kabul etmek ülkemizin geleceğine ket vurmak demek. Bu direniş ülkesini seven her vatandaş tarafından desteklenmelidir. 

  • Öğrenciler derhal serbest bırakılmalıdır. 
  • Polis derhal kampüsü terk etmelidir. 
  • Melih Bulu derhal özür dilemeli ve istifa etmelidir. 
  • Üniversiteler özerk bırakılmalı ve seçim sistemi derhal yeniden işletilmelidir. 

#kayyumrektöristemiyoruz #kabuletmiyoruzvazgeçmiyoruz #aşağıbakmayacağız 



Bu yazıdaki görseller @bogazicidirenisi ve @radyobogazici instagram hesaplarına aittir. 


Aşağıdaki linkte direnişin kronolojisini bulabilirsiniz. İlk günden itibaren gün gün olayları yazıyorlar. Ve güncelliyorlar. 

https://sivilalanarastirmalari.org.tr/kronoloji/?s=09





8 Mayıs 2020 Cuma

Yenidoğan İhtiyaçları: Anne – Bebek Alışveriş Listesi (Marka önerileri ve kullanıcı yorumlarıyla)

Herkese merhabalar,

İlk “Yenidoğan İhtiyaçları: Anne – Bebek Alışveriş Listem”i Ekim 2016’da, oğlum doğmadan tam bir ay önce yazmışım. İnstagram’da “nailartinwonderland” hesabımdan beni takip edenlerin bileceği üzere iki aydan kısa sürede ikinci bebeğimi kucağıma almayı bekliyorum. Şu an doğacak bebeği için alışveriş yapmak isteyen güzel anneler için, 3,5 yıllık tecrübeme de dayanarak yıllar önce yazdığım alışveriş listemi güncellemek, “iyi ki almışım” ya da “boşuna almışım” dediğim şeyleri sizlerle yeniden paylaşmak istiyorum. İlk listemi hazırladığımda ürünleri araştırmalarıma dayanarak almıştım. Bu defa kullanıcı yorumlarıma dayanarak yazacağım. Bu yüzden epey detaylı olacak. Umarım işinize yarar.

Yenidoğan İhtiyaçları: Anne – Bebek Alışveriş Listesi (Marka önerileri ve kullanıcı yorumlarıyla)

ANNE İHTİYAÇLARI

  • Emzirme sütyeni/atleti (Mevsime göre sütyen yada atlet tercih edebilirsiniz. H&M, Marks and Spencer, Oysho, Penti gibi mağazalarda olduğu gibi Trendyol vb mağazalarda da çeşitlerini bulmak mümkün. İlk oğlum kış bebeği olduğu için ben atlet tercih etmiştim. H&M’in atletlerinden de çok memnun kalmıştım. Kişisel tercih tabi ki ama ben aşağıdaki görselde soldaki tarz atlet ve sütyenleri kullanışlı bulmadım. Onun yerine sağdaki gibi tamamen açılanlar benim için çok daha iyi oldu.)
 

  • Lohusa pijama/gecelik/sabahlık (Gecelik ve sabahlık aldığıma pişman olduğum şeylerden. Normalde giymeyeceğiniz bir şeyse ve hastanede fotoğraf çekimi yapmayacaksanız (ki Covid-19 döneminde birçok hastane süslemeye ve fotoğrafa izin vermiyor), boşuna pahalı bir takım almayın derim.) 
  • Emzirme yastığı (Mycey aldım. Sert olması iyi oluyor. Memnun da kaldım aslında ama kısa süre kullandım. Normal yastık kullanmak daha rahat geldi bir süre sonra. Çok zaruri bir alışveriş değil.)
  • Göğüs ucu kremi (Bebek memeyi doğru kavradığında bu ürüne hiç gerek kalmıyor. Emzirme ile ilgili acı tatlı tecrübelerime dayanarak doğum öncesi almak gerekmediğine inanıyorum. Doğumdan sonra gerekirse çeşitli kremler denenebilir. Ben çocuk doktorumuzun karışım verdiği kremi kullanmak zorunda kalmıştım.)
  • Göğüs pedi (Lansinoh almıştım ama neredeyse hepsi kaldı, sadece krem sürmek zorunda kaldığımda kıyafetime bulaşmasın diye kullandım. Önceden almaya gerek yok.)
  • Göğüs kalkanı (Almayın, kullanmayın. Üstünde bile yazıyor en fazla 45 dk kullanılması gerektiği. Süt kanallarına baskı yapıyor, vs vs. Hiiç gerek yok.)
  • Süt pompası (Doğumdan kısa süre sonra işe başlayacaksanız ve süt sağmanız gerekecekse Medela yada Ameda’nın elektrikli pompalarına bakabilirsiniz. Ancak “ya sağmam gerekirse” diye önceden almak o kadar mantıksız ve gereksiz ki. Hele manüel pompa direkt çöp. Hastanedeyken sağmanız gerekirse zaten hastanede pompa oluyor. Ben oğlum doğduğunda emmediği için 2,5 ay kadar sağmak zorunda kaldım. Ameda çiftli elektrikli pompa kullandım ve performansından memnun kaldım. Hiç kullanmamış olmayı dilerdim. Sonrasında emzirebildim ve sağımı bıraktım. Umarım bu defa hiç kullanmam gerekmez.) 
  • Süt saklama poşetleri (Lansinoh kullanmıştım. Umarım gerekmez ama gerekirse yine onunla devam edebilirim. Sağıp kısa süre sonra bebeğe verilecek sütler için ise poşet yerine süt saklama şişeleri tavsiye ederim. Hem ısıtmak da daha kolay oluyor. Ama dediğim gibi bu bebeği görmeden yapılacak bir alışveriş değil bence.)
  • Emzirme önlüğü (Ebebekten almıştım. Çok kullandım. Bir seyahatimizde kaybetmiştik. Şimdi yeniden alacağım. Mümkün olduğunca büyük olması önemli bence.)

BEBEK KIYAFET VE TEKSTİL İHTİYAÇLARI

İlk oğlumda kıyafeti minimumda tutmaya çalışmıştım. (Sayılarını bir önceki Yenidoğan alışverişi listem’de yazdığım gibi bırakıyorum aşağıda. Şuan ikinci bebeğimi beklediğim için büyükten kalanları giyecek çoğunlukla ufaklık. O yüzden çok daha az yeni kıyafet alıyorum bu defa.) Olur da ihtiyaç olursa kolayca alınabilecek, internetten sipariş verilebilecek ürünler oldukları için sizlere de az az almanızı ve çeşitli bedenlerde almanızı tavsiye ederim. Kimi zaman birkaç gün önce giydikleri kıyafetler bile olmayabiliyor <3 Öyle olunca hemen dolaptan bir büyük bedeni çıkarıp giydiriyordum ben. Hediye kıyafet gelme ihtimali de var tabi. Kıyafette marka olarak da Mothercare çok iyiydi ama battı. Marks and Spencer’ın badilerinin yumuşaklığına bayılıyorum, çok iyiler bence. Şu sıralar en çok H&M ve LC Waikiki alıyorum sanırım büyük oğluma. Chicco ve Zara’dan aldığım ürünler de var. İdil baby de oldukça kaliteli. Koton, Ebebek gibi mağazalardan aldığım ürünler de var. Ne nerede denk gelirse ^^ Ama bence önemli olan birkaç nokta var. Birincisi, ben çok koyu renkler almamaya dikkat ettim yenidoğan alışverişinde hep. “Ne kadar çok renk, o kadar çok boya” diye okumuştum bir yerde, ondan etkilendim sanırım. (Büyük çocukta da iç çamaşırında beyaz ya da çok açık renk tercih ediyorum.) İkincisi, bebeğin tenine değecek her şeyin mutlaka %100 pamuk olmasına dikkat etmek gerekiyor. Son olarak şunu ekleyeyim: “8 aylık olduğunda Şubat ayında olacağız. O zaman 6-9 aylık alayım kışlık kıyafetleri” diye düşünüp ileriye dönük çok alışveriş yapmayın derim. Çünkü bebeklerin büyüme hızları çok farklı olabiliyor. Kışın giyecek diye yazdan tahmini aldığınız sweatshirt giyme zamanı geldiğinde çocuğunuza büyük ya da küçük gelebilir. Ama uygun fiyatlı bulduğunuzda çeşitli bedenlerde iç badiler alabilirsiniz. 2 yaşa (daha doğrusu tuvalet eğitimine kadar) onlar her daim kullanılıyor.  

  • Çıtçıtlı badiler (En en çok kullanılan kıyafet bu olacak. Bir de bunların hem alttan hem önden çıtçıtlı olanları var. Anvelop diye de geçiyor. İlk zamanlar kafasından giydirmeye korkarım belki diye 0-3 aylık olanlar için öylelerinden de tercih ettim.)
  • Tulumlar (Farklı bedenlerde 3er tane) (Özellikle fermuarlı olanlar çok daha kullanışlı.)
  • Alt üst takımlar (Farklı bedenlerde 3er takım) (Şuanki aklım olsa takım yerine daha çok tulum tercih ederdim. Ama kimi arkadaşlarım da takımı daha çok sevebilir. Kişisel tercihinize göre seçim yapabilirsiniz.)
  • Çoraplar (Birkaç çift farklı boylarda almakta yarar var.)
  • Eldiven ve şapka (Çok almamam önerilmişti. Çeşitli setlerde de çıktığı için ben ayrıca hiç almadım :D Zaten eldiven kullanmamak en iyisi. İlk günden dokunarak öğrenmelere başlasın bıdıklar.)
  • Hastane çıkışı (1 tane 10lu, 2 tane 5li set almışım ilk bebekte. Bu defa hiç almadım sanırım.)
  • Uyku tulumu (Hani şu kolları açıkta bırakan, alt tarafı çuval gibi fermuarlı olanlardan. Bebeklerde ilk yıl boğulma tehlikesine karşı yorgan önerilmiyor. Eviniz soğuksa tercih edebilirsiniz. Ben denemek için almıştım ama evimiz hep çok sıcak olduğu için sadece anneanneye yatıya gittiğimizde çok az kullandık.)
  • Astronot mont (Oğlum için çok kalın olmayan bir tulum almıştık. Hastaneye vs giderken birkaç defa giydirdik ama çok da kullandığımızı söyleyemem. Yine de alınabilir.)
  • Battaniye (Farklı kalınlıklarda birkaç tane. Oğlum hiçbir zaman üstünü örttürmediği için neredeyse hiç kullanmadık battaniye. O yüzden ikinci bebek için neredeyse hiç kullanılmamış olarak duruyorlar.)
  • Müslin battaniye ve bezler (Büyük boylarından birkaç tane mutlaka alınmalı. Aden & Anais’ten 120x120cm 4lü bir set almıştım ben. İndirime rastlayınca Amerika’daki fiyatından ucuza gelmişti. O zaman dolar kuru da şimdikinden çok farklıydı tabi. Sonradan fiyatları inanılmaz uçtu. Ben çok çok memnun kaldım, ikinci bebekte de onları kullanacağım. Dışarda emzirme örtüsü, misafirlikte/otelde çarşaf, yazın/sıcak ortamlarda battaniye, banyo sonrası havlu, güneşte pusetin üstüne gölgelik, hatta gerektiğinde sırtına ter bezi vb her türlü işe yarıyor. 120x120 olanlarından ilk etapta 2 tane almanızı tavsiye ederim.)
  • Ağız bezleri (Mermerşahi ya da tülbent kumaşından olanları makbul bence. Penye olanları sevemedim. Annem ilk oğluma 10 tane kadar yapmıştı, miniğime de hazırlıyor yine sağolsun. Bol bol olmasında sakınca yok.)
  • Nevresim takımı (Büyük oğlum 3,5 yaşında şu an ve biz oğlumda yorgan, battaniye vs hiç kullanmadık. Hiçbir koşulda üstünü örttürmedi, örttürmüyor. Dolayısıyla nevresim hiç gerekmedi. Aldığım 2 nevresim yıkandı, ütülendi, hiç kullanılmadı. 3 lastikli çarşaf almıştım, hala onları kullanıyoruz. Minikte de onları kullanmaya devam edeceğim. English Home tercih etmiştim. LCW Home da güzel ürünler çıkarıyor. Yastık da 2 yaştan önce hiç kullanmadık. O yüzden yastık kılıfı da 2 yaş sonrası kullanım için alınabilir.)
  • Banyo havlusu (Kundak şeklinde, bebeğin başı için köşesinde üçgen olan havlulardan 2 adet yeterli bence. İlk zamanlar içine müslin örtü yayıyordum. Müslin çok daha iyi ve hızlı kuruluyor ve çok daha yumuşak. Oğlum banyo sonrası emmek isterdi hemen. Müslinle kurulayıp, üçgen banyo havlusuyla kundak gibi yapıp emzirirdim sakinleşene kadar. Bu arada kazalara sebebiyet vermemek için miniğin bezini bağlamayı da unutmayın ^^)

BANYO, TEMİZLİK ve SAĞLIK İHTİYAÇLARI

  • Küvet / Küvetin içine koymak için file ya da sünger / Kova / Maşrapa (Küvet olarak banyoda yerimiz dar olduğundan Stokke’nin katlanabilir küvetini almıştık. Şuan piyasada stokta göremiyorum. Ben memnun kaldım ve kullanmaya devam edeceğiz. Ama tamamen bütçenize ve zevkinize göre seçim yapabilirsiniz. Maşrapa için uç kısmı yumuşak olanarı da tercih edilebilir ama ben kullanmadığım için bilemiyorum. Kova da suyun sıcaklığının bebek için çok soğuk ya da sıcak olmadığından emin olmak için önemli bence. Herhangi bir kova kullanılabilir.)
  • Şampuan (İlk oğlumda Mustela köpük şampuan kullanmıştım ama pek sevmedim.  Şuan Burt’s Bees kullanıyoruz. Minik için de aynı ürünle devam ederiz muhtemelen. Aslında Türkiye’de bulabilsem Earth Mama Angel Baby isterim ama henüz rastlamadım. İnstagramda içerik inceleyen birçok hesap var. Onlara göz atıp bütçenize uygun bir ürünü seçebilirsiniz. Bence yenidoğan için önemli olan kokusuz olması. Bu arada neredeyse 1 yaşına kadar çok çok az şampuan kullandığımızı da söylemeliyim. Ciltleri zaten tertemiz, yumuşacık. Her banyoda şampuana kesinlikle ihtiyaç yok.)
  • Bebe yağı / vücut sütü / nemlendirici (Ben ilk oğlumda kullan(a)madım. Gerek de olmadı pek. Bu kış soğuklarda cildi biraz kuruyunca kullanmak için Badger baby balm aldım. Minikte de kullanmayı deneyebilirim.)  
  • Tarak-Fırça (Chicco’nun setini almıştım. Memnundum ama bir şekilde kayboldu ve sonra bilmediğim başka bir marka aldım. O da iş gördü.)
  • Tırnak makası (Chicco’nun setini aldım. Uzun süre çıt çıt makasını kullanmıştım ve memnundum. Pegasus Airlines Londra uçuşumuzda valizimizi kaybedince gitti ne yazık ki. Ben de makas şeklinde olanı kullanmaya devam ediyorum. O da çok rahatmış. Setin içindeki diğer ürünleri ise hiç kullanmadım.) 
  • Pişik kremi (En çok Sudocrem kullandık biz. Yine onunla devam ederim diye düşünüyorum. Doktor önerisi isteyerek ve içerik incelemesi yaparak karar verebilirsiniz.)
  • Ateş ölçer (Bir koltukaltı dijital ateşölçeriniz mutlaka olsun. Braun dijital ölçer çok hızlı ölçüyor. Memnun kaldım ben. Ama uyuyan bebeğin ateşini ölçmek için de temassız bir ateşölçer de iyi oluyor. Ben Aliexpress’ten almıştım ve şaşırtıcı şekilde memnun kaldım. Başta güvenemediğim için çalıştığım yerin revirine verdim. Hemşire hanım sağolsun hem kendi ateşölçeriyle hem benimkiyle ölçtü birkaç gün hastalarını. Sorunsuz çalıştığını teyit etmiş olduk. Kulaktan ölçer hiç kullanmadığım için bilemiyorum.)
  • Bebek çamaşır deterjanı (Green Clean ve Siveno kullandım. Bir de Mom’s Green aldım, onu deneyeceğim. İçerik incelemesi yaparak bütçenize uygun olanı tercih edebilirsiniz. Kokusuz olmasına dikkat edin. Hatta ben emzirdiğim sürece kendi üst kıyafetlerimi de hep kokusuz deterjanla yıkamıştım.)
  • Bebek bezi (Huggies’den çook memnunduk. Ama Türkiye pazarından çekildi. Prima Premium Care ve Minnies de kullandık. Bezi doğumdan önce stoklamanızı önermem. Her bez her bebeğe uymuyor, hassasiyet/pişik yapabiliyor. Dahası ilk zamanlar neredeyse her pakette bir boy büyüğüne geçmeniz gerekiyor. Beden seçimini önceden kestirmek zor ilk birkaç ay. Doğacak bebeğim için Sleepy Natural deneme paketi aldım. Hangi bezle devam edeceğimizi zaman gösterecek.)
  • Pamuk (Yenidoğanın cildi hassas olduğundan en azından ilk birkaç ay poposunu sadece ılık su ve pamukla temizlemeyi planlıyorum ilk oğlumda yaptığım gibi. Ebebek’ten Baby&Me pamuk aldım ama sanırım çok önemli değil hangi marka olduğu.)
  • Islak mendil (Unibaby yenidoğanı çok uzun süre kullandık ve oldukça memnundum. Ama içeriğini değiştirdikleri için artık almıyorum. Sleepy Natural Yenidoğan ve Baby&Me Yenidoğan için deneme paketleri aldım. Londra’da Water Wipes almıştım. Gerçekten çok doğal ve güzel bence ama kurdan dolayı çok pahalı =( Islak mendili ilk zamanlar sadece dışarıda mecbur kaldığımda kullanıp, bebek büyüdükçe pamuktan buna geçiş yapacağız.)
  • Alt açma bezi (Kullan-at) (Canbebe, Baby&Me, Sleepy vb. olabilir. Markası çok önemli değil. Ama ben 60x90 olanları tercih ediyorum. Şimdilik Sleepy aldım.)
  • Burun aspiratörü (Otribebe önermişti doktorumuz. Yine ondan aldım. Ama çok kullanmamak öenmli. Sağlık konularında her zaman önce çocuk doktorunuza danışın derim.)
  • Oda termometresi (Weewell dijital nem ve sıcaklık ölçer kullanıyorum. Özellikle ilk zamanlar odanın nemi ve sıcaklığı önemli. Başka bir marka da tercih edilebilir ama bir nemölçeriniz olsun bence.)

BÜYÜK EŞYALAR

  • Bebek arabası ve Oto Ana kucağı (Biz uzunca sayılabilecek bir eleme sürecinden sonra Peg Perego Si Switch Travel System modeline karar verdik. Kriterlerimiz hafif olması, kolay katlanabilir olması, 5li emniyet kemerinin olması, kolay idare edilebilir olması vb idi. Sonradan ayrıca baston puset almaya uğraşmak istemedik. Çin malı olmasını da istemedik. Sonunda bu modelde karar kıldık. Barış 5 aylıkken ilk uçak seyahatimizde bir parçası kırıldı. Ona rağmen 3 yıl severek kullandık. Hala onunla devam edeceğiz.)
  • Anne yanı olabilen beşik/karyola (Öncelikle Chicco next2me almayı düşünmüştüm. Ama en fazla bebek 9 aylık olana kadar kullanılabildiği için evde kalabalık yapacak eşya istemedim. İkea’dan bir yanı çıkarılabilen ve bebek büyüdüğünde de yanı çıktığı için çocuk yatağı gibi kullanılabilen Gulliver karyolayı tercih ettik. Çok memnun kaldık. Oğlum hala onda yatıyor. Şimdilerde ona yeni bir yatak alıp İkea karyolayı yeniden anneyanına dönüştürmemiz gerekiyor ama bakalım nasıl olacak.)
  • Bebek yatağı (Seçmek epey zor oldu. Bebek yatağının çok sert yada çok yumuşak olmaması önemli. O yüzden visco kesinlikle olmamalı. Yarı ortopedik olmasını öneriyor çocuk doktorları. Allerjik olabileceği için yün ve doğal lateks önerilmiyor. Ayrıca yün ve pamuk yataklar zamanla çökme yapabildiği için bebeğin omurgasını iyi desteklemiyormuş. Biz sonunda İşbir’den Allerban yatakta karar kıldık. Kılıfının çıkarılıp yıkanabiliyor olması da tercih sebebiydi bizim için. Oldukça memnunuz.)
  • Yan yatış yastığı (Mycey aldım. Sevibebe’nin yatak şeklinde olanı da tercih edilebilir belki. Joker, Ebebek dahil olmak üzere çoğu bebek mağazasında bulabilirsiniz. İlk zamanlar çok kullandık.)
  • Su geçirmez alez (Bebek yatağı için Yataş’tan almıştık. Anne yanı yatak kullanıldığında, anne yatağına da bir alez tavsiye ederim :) )
  • Şifonyer (Çocuk odası yapmadık biz hiç. Kendi şifonyerimizin bir kısmını oğlumuzun eşyaları için ayırdık ve o şekilde kullandık. Şimdi büyük için yeni bir çözüm bulup, miniğin eşyalarını yine bizim şifonyerde misafir edeceğiz.)
  • Kanguru (Ergonomik olması önemli. Buzzidil Standart beden almıştım ve o kadar çok kullandım ki anlatamam. Oğlum pusette durmazdı. Puset çantalarımı taşır ben de oğlumu kanguruda taşırdım. Kaç ülke dolaştık kanguruyla. Arkadaşlarım “oğlunu koynunda büyüttün” diyorlar. Gerçekten de öyle. Kesinlikle tavsiye ederim. Ama imkanınız olursa deneyip alın. İthal markalardan Boba, Ergobaby, Buzzidil ve Lillebaby iyidir. Yerli ve daha uygun olsun derseniz de mutlaka Neko ve Huggyberry’ye bir göz atın derim. Bu konuda Babywearing Türkiye Facebook grubuna göz atabilirsiniz.)
  • Ev tipi ana kucağı (Almadık, kullanmadık. Çok gerektiğinde otokoltuğu olan anakucağını kullandım evde de. Ama şimdi büyükle ilgilenirken minik de yanımızda olsun diye alır mıyım bilmiyorum. Şimdilik almayı planlamıyorum.)

BEBEK BİRAZ BÜYÜDÜKTEN SONRA
  • Oto koltuğu (1 yaşında Cybex M2 iSize koltuğunu aldık. Memnunuz. ADAC testlerinden geçmiş olmasına mutlaka dikkat edilmesi gereken bir ürün. İsofix’li olması önemli. Bir de bebeği oturtmadan almayın derim. Her bebek her koltuğa oturmuyor :D )
  • Kitaplık (Çocuğun kendi boyunda bir kitaplığa sahip olması önemli diye düşünüyorum. Biz kendi kitaplığımızın alt raflarını oğlumuza ayırmıştık. Emeklemeye başladığı andan itibaren çok vakit geçirdi kitaplığın önünde.)
  • Mama sandalyesi (İkea. Hem evimiz daha büyük bir sandalye için küçük sayılır, hem de bunun ön tablası çıktığı için masaya yaklaştırıp, bizle beraber masaya oturmuş olmasını sağlamak hoşuma gidiyor. Artık kullanmadığımız için kaldırmıştık ama kısmetse doğumdan tam 6 ay sonra depodan inecek yine :) )
  • Unigo oyun matı (Bu oyun matı hem darbe emici, hem su geçirmez ve silinebilir hem de antialerjik. Özellikle bebek hareketlenmeye başladığında işe yarayacaktır. Ben evimizin salonu geniş olduğu için hiçbir boyu yeterli gelmeyeceğinden almadım. Ama alan arkadaşım çok memnundu.)
  • Çocuk boyuna uygun masa-sandalye (2 yaşından sonra İkea Latt aldık.)

EKSTRALAR:
  • Biberon (Emzirmek istiyorsanız, emzirmeyi planlıyorsanız almayın! Almayın! Kullanmayın! Başka söze ihtiyaç duymuyorum.)
  • Emzik (Kesinlikle evinize sokmayın! Emzirme, mama, biberon ve emzik konusunda detaylı bilgi için lütfen Emzirme Sanatı Facebook grubuna üye olun.)
  • Dönence (Almadım, kullanmadım. Onun yerine yatağına ikea’dan kırılmaz ayna ve çeşitli kitaplar, görseller koyuyordum.)
  • Kapı süsü (İlk oğluma kendim yapmıştım ama bu defa vaktim de enerjim de yok gibi.)
  • Oyun/aktivite halısı (Ben almamıştım. Hiç aklımda bile yoktu ama hediye geldi. 1 aylıkken oğlumu koymaya başladım içine ve ilk kez bir şeye uzandığını orada gördüğümüzdeki şaşkınlık ve heyecanımız paha biçilemez bence. Markası modeli çok önemli değil diye düşünüyorum ama bebekler için çok güzel bir ürün.)
  •  

Detaylı yazmak istediğim için epey uzun oldu ama umarım işinize yarar ve memnun kalırsınız. Yazımı buraya kadar okuduysanız, çok büyük ihtimalle siz de bebek bekliyorsunuz :) Sağlıkla kucağınıza almanızı dilerim. Bu listede atladığım bir şey dikkatinizi çekerse lütfen buradan ya da instagram'dan sorun. Bunun dışında annelik ve bebekle ilgili yazmamı istediğiniz yazılar olursa da yorum bırakabilirseniz sevinirim.

Sevgilerimle

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...